Putin'i seçen Rusların bir bildiği var
6/12/2007 -Kategori: TOPLANMAK GATHER
Putin'i seçen Rusların bir bildiği var
Rusların Putin
yanlısı partileri seçmesini garezle karşılayan Batı'nın usulsüzlük
suçlamalarında gerçek payı olsa da, başkanın hakikaten popüler
olabileceği göz ardı ediliyor. Putin döneminde Rusların geleceğe dair
umudu arttı, çoğu Rus Çeçenya ve dış politika konularında ona güveniyor
06/12/2007
NORMAN STONE
Pazar günki Duma seçimlerinde Vladimir Putin'in zafer kazanacağı büyük ölçüde önceden biliniyordu, fakat sonuç Batı'da garezle karşılandı. Resmi seçim gözlemcisi kodamanlar parmaklarını salladı: Usulsuzlük yapıldığı, işyerlerinde gözdağıyla oy toplandığı söylentileri vardı ve Rus medyasının seçimden haftalar önce neredeyse hep bir ağızdan hükümetin haberlerini sunduğundan yakındılar. Bütün bu yakınmalarda gerçek payı olduğuna kuşku yok.De Gaulle'e benziyor
Rus seçmenleri hâlâ garip bir hayvan türü adeta, eskiyle yeninin
bir melezi. Eski Sovyet günlerinde seçimler parti için bir bahaneydi
-ancak ücra, ıssız yerlerde önemli bir olay sayılırdı. Ufak tefek yaşlı
hanımlar akın akın sandığa gider ve çayla kekleri (ve genellikle sesi
sonuna kadar açılmış müziği) sunan tek parti adayına sebatla oy
verirdi. Aynısı hâlâ yaşanıyor ve seçime dair Sovyet döneminden kalma o
ücra kent manzarası varlığını sürdürüyor: İnsanlar patron veya patronun
adayı için oy veriyor, aynı Britanya'daki büyük toprak sahiplerinin
yaptığı gibi.
Fakat Rusya'nın siyasi yaşamında yeni bir veçhe de var: Gerçek bir
kamuoyunun doğuşu ve bu, ne kadar üzerine gidilirse gidilsin ortadan
kaybolmayacak. Başkan Putin popüler ve Rus perspektifinden
bakıldığında, niye popüler olduğunu kolayca görebiliyorsunuz. Gerçekten
de son seçim sonucu, bir yanıyla General de Gaulle'ün 1958'deki
başarısını andırıyor.
Rusya, aynı o dönemdeki Fransa gibi, ölümcül sonuçlar
doğurabilecek bir krizden çıkıyor. 1958'de Fransa aptalca Cezayir
savaşı nedeniyle darmadağın olmuştu. Fransa'daki yansımaları vahşeti
açısından daha düşük düzeyli olmakla birlikte, son 10-15 yıldır
Çeçenya'da tanık olduğumuzla aynı türden bir savaştı bu. Hükümet çöktü;
de Gaulle hükümeti ele aldı; yeni anayasa referandumu yüzde 80 oy
oranıyla kabul edildi ve De Gaulle hâkimiyetindeki partiler bu oyun
üçte ikisine sahipti. Putin'in başarısında da benzer rakamlar söz
konusu ve hatta katılım oranı (o da üçte ikinin üzerinde) Putin'e
itibar sağlıyor, zira 'yeni doğan demokrasiler'deki seçimlerin başlıca
özelliklerinden biri büyük bir seçmen kayıtsızlığıdır.
Bunun arkaplanında şu var: Putin, Rusya'yı tümüyle darmadağın
edebilecek bir tarihsel eğilime gayet iyi direndi. Bugünlerde Rusya'nın
bütün grafikleri yükselişte. Buna hayati önemde iki mesele de dahil.
Birincisi doğum oranı. Komünizm döneminde veya bu dönemin son 30
yılında doğum oranları durmadan geriliyordu; kürtaj dehşet verici bir
salgın halindeydi; doğum kontrol yöntemleri gelişmemişti ve kadınlar
Sovyet dünyasına çocuk getirmektense kürtaj kliniklerine koşuyordu.
Bugünse doğum oranı tekrar ölüm oranı düzeyinin üzerine çıktı; geleceğe
dair bir güven oyudur bu.
Bir başka önemli gösterge var. Rusya imparatorluğunu kaybetti,
fakat çoğunluğunu Türk-Tatar halklarının oluşturduğu sayısız azınlığı
barındıran bir ülke hâlâ. Bu azınlıkların, İslami bağlantısı olsun
olmasın, ayrılıkçı-milliyetçi partileri desteklememesi bir şeylerin
ölçüsü: Onlar da Putin'e sıkı destek veriyor. Diğer bir deyişle, Putin
bir tür geçici mutabakat bulmuş gibi görünüyor ve Tataristan'ın
başkenti Kazan gibi bir yer bugünlerde müreffeh günler yaşıyor.
Putin'in popülerliğini anlamak zor değil. Rusya bir yanıyla
ekonomik patlama yaşıyor ve tek neden de petrol fiyatları değil. İşleri
yoluna koyuyor ve iyi yönetilen kentlerde önceden görülmemiş bir
zenginlik düzeyi var. Kendisine iyi davranılmadığı için öfkelenen bir
Muhafazakâr Parti vekili bile, gördüğü bazı evlerin Londra'nın Surrey
bölgesindekileri aratmadığını söyleyerek Putin'e yönelik eleştirilerini
hafifletiyordu.
Putin'in zaferi, Rusların Çeçen savaşının dehşetine asla bir kez
daha dönme niyeti olmadığına yönelik iradesini de yansıtıyor. Moskova
tiyatrosu kuşatmasını ve içerdekilerin zehirli gazla öldürülmesini
hatırlıyor musunuz?
Veya Beslan'da kendi idrarları içinde katledilen öğrencileri? Bu
gibi olayların geçmişte kalması da Putin'in itibarını artırıyor ve
Putin bunu hak ediyor da.
Daha genel manada Ruslar nihayet birilerinin kendilerini
savunduğunu hissediyor. Yeltsin döneminde hükümet palyaçodan farksız
görünüyordu -fakat, yazar Arthur Koestler'in de söylediği gibi,
"Yakından bakıldığında palyaçonun yüzü kötülüğü de gösterebilir."
Yeltsin dönemi yolsuzlukla ele geçen muazzam miktarlarda paranın
yurtdışına kaçtığı, Rusların yaşam standartlarının dayanılmaz hale
geldiği, fırsatını bulan herkesin göç ettiği bir dönemdi. Yabancılar
Rusya'ya küçümseyerek bakıyordu ve Britanya'nın Rusların suçlu gördüğü
kişilere sığınma hakkı vermesi büyük öfke doğuruyordu.
Gazetecilerin sevmemesi doğal
Daha da kötüsü, Ruslar Sovyetler Birliği'nin büyük kısmının ele
geçirilmesine yönelik bir Amerikan stratejisi olduğunu düşünüyordu;
Orta Asya'daki üslere, Hazar'a uzanan petrol çıkarlarına, Polonya ve
(polisin Türk üniformaları giydiği) Gürcistan'ın NATO'nun vekilleri
haline gelmesine bu gözle bakıyorlardı. Eski SSCB'deki (sözgelimi
Ukrayna'daki) hükümetler buna direnirse onları devirecek bir mekanizma
vardı: Gösteriler, o veya bu davayı güden Batı yanlısı sivil toplum
örgütleri, 'demokratikleşme' sonrası gelecek kelepir özelleştirmeler
için pusuda bekleyen fırsatçılar. 'Pembe' ve 'turuncu' devrimler
oluyor, bu manzaralara Kiev'deki gibi, ana meydana kurulu çadırlar
arasında, adeta Kazakların saldırısına uğramak üzereymiş gibi sinsi
sinsi dolaşan Avrupalı parlamenterler eşlik ediyordu. Maskaralıktı bu,
fakat daha ziyade kötücül maskaralık ve hepsi Rusya'nın arka bahçesinde
olup bitiyordu.
Aynı Batılı diplomatlar ve sivil toplum örgütleri Moskova'da da
kendi adamlarını yetiştiriyordu -bazıları elbette dürüst ve ciddi
insanlardı, fakat kamuoyunun gözünde hepsi Batı'nın ve potansiyel bir
'Lahana Devrimi'nin ajanıydı.
Putin Rusya'yı, Ukrayna veya Gürcistan'da yaşananlara benzer bir
kargaşadan kurtardı. De Gaulle gibi Putin de birçok gazeteci için
popüler değil (De Gaulle o gazetecilerden 300'ünü hapse atmıştı). De
Gaulle gibi Putin de dış politikada çetin ceviz olabildiğini, hatta baş
ağrıtabileceğini gösterdi. Ruslar Putin'i en büyük umut olarak
görüyorsa, onları anlamak lazım.
(Tarihçi, 4 Aralık 2007)
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
